Hıçkırık Neden Tutar ve Nasıl Geçer?
Hıçkırığın arkasında diyaframın ani kasılması var. Neden başladığını, bilinen yöntemlerin neden işe yaradığını ve ne zaman dikkat gerektirdiğini açıklıyoruz.
Selin Ertunca 4 dk okuma
Yemek yerken, gülerken ya da hiç beklenmedik bir anda başlar. Göğüs bölgesinde küçük bir sıçrama hissedilir, ardından o tanıdık ses gelir ve belli aralıklarla tekrarlanır. Hıçkırık, herkesin başına gelen ama az sayıda insanın nedenini bildiği tuhaf bir bedensel tepkidir.
Rahatsız edici olsa da çoğu durumda tamamen zararsızdır ve kendiliğinden geçer. Yine de neden ortaya çıktığını bilmek, hem gereksiz endişeyi önler hem de geçirmek için denenen yöntemlerin hangilerinin mantıklı olduğunu anlamayı kolaylaştırır.
Hıçkırığın Kaynağı Nerede?
Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran ve nefes almayı sağlayan büyük bir kas vardır: diyafram. Normal şartlarda düzenli ve fark edilmeden kasılır. Hıçkırıkta ise bu kas aniden ve istem dışı biçimde kasılır.
Bu ani kasılma, ciğerlere hızlı bir hava girişi yaratır. Aynı anda ses telleri arasındaki açıklık refleks olarak kapanır. Havanın kapanan bu aralığa çarpması, hıçkırığın karakteristik sesini oluşturur. Yani duyulan ses nefesin kendisi değil, aniden kesilmesidir.
Neden Aniden Başlar?
Diyaframı çalıştıran sinirler, boyundan başlayıp göğüs boşluğunu kat eder ve yol boyunca pek çok yapıya komşuluk eder. Bu uzun güzergâh, tahriş olma ihtimalini artırır. Sindirim sisteminden gelen ani bir uyarı, bu sinir hattı üzerinden diyaframa yanlış bir sinyal olarak ulaşabilir.
En yaygın tetikleyiciler bellidir: çok hızlı yemek yemek, büyük lokmalar, gazlı içecekler, çok sıcak ya da çok soğuk şeylerin peş peşe tüketilmesi ve fazla hava yutmak. Bunların ortak yanı mideyi hızla genişletmeleridir; genişleyen mide komşu yapıları uyarır.
Duygusal etkenler de sayılabilir. Heyecan, ani gülme ya da stres sırasında nefes ritmi değişir ve bu değişim aynı refleksi harekete geçirebilir. Bu yüzden hıçkırık bazen hiçbir yiyecekle ilişkilendirilemez.
Bir İşlevi Var mı?
Hıçkırığın yetişkin insanda belirgin bir görevi olduğu düşünülmez. Buna karşın bebeklerde ve anne karnındaki dönemde çok daha sık görülmesi dikkat çekicidir. Bu refleksin, solunum kaslarının erken dönemde çalışmasını sağlayan bir alıştırma işlevi taşıyabileceği düşünülür.
Bir başka görüş, refleksin çok eski bir kalıntı olduğu yönündedir. Bugün işe yaramayan ama evrimsel geçmişte farklı bir amaca hizmet etmiş olabilecek bir hareket kalıbı olarak yorumlanır. Kesin bir cevap olmasa da hıçkırığın zararsızlığı konusunda görüş birliği vardır.
Bilinen Yöntemler Neden İşe Yarar?
Halk arasında bilinen çözümlerin çoğu iki mantıktan birine dayanır. Birincisi, kandaki karbondioksit oranını hafifçe yükseltmektir. Nefesi bir süre tutmak ya da kontrollü biçimde yavaş nefes almak bu grupta yer alır ve solunum ritmini yeniden düzene sokmayı hedefler.
İkincisi, boğaz ve yutak bölgesini uyararak refleks döngüsünü kesmektir. Soğuk su yudumlamak, buz parçası emmek, bir kaşık şeker yutmak ya da yutkunmayı tekrarlamak bu mantıkla çalışır. Ani uyaran, tekrarlayan sinyalin arasına girer.
Korkutma yöntemi ise beklenmedik uyaranın dikkati ve solunum ritmini değiştirmesine dayanır. Her zaman işe yaramaz ve bazı durumlarda rahatsız edicidir; daha sakin yöntemler denenmeden başvurulmaması daha uygundur.
Uzun Süren Hıçkırık
Hıçkırıkların büyük bölümü birkaç dakika içinde biter. Bir iki saati aşan ya da günlerce tekrarlayan durumlar ise seyrek görülür ve farklı bir değerlendirme gerektirir. Uzun süren hıçkırık uyumayı, yemek yemeyi ve konuşmayı zorlaştırdığı için yorucudur.
Bu tür kalıcı durumlarda hıçkırık başlı başına bir hastalık değil, altta yatan bir sorunun işareti olabilir. Uzun sürdüğünde, tekrarlayan biçimde geldiğinde ya da yutma güçlüğü gibi başka belirtilerle birlikte görüldüğünde bir sağlık kuruluşuna başvurmak doğru yaklaşımdır.
Sıklığını Azaltmanın Yolları
Önleme, tetikleyicileri azaltmakla mümkündür. Yemeği yavaş yemek ve iyi çiğnemek, hem mideyi ani biçimde germeyi engeller hem de yutulan hava miktarını düşürür. Konuşurken yemekten kaçınmak da aynı sonucu verir.
Gazlı içecekleri azaltmak, çok sıcak yemeğin hemen ardından buzlu içecek tüketmemek ve porsiyonları küçük tutmak diğer pratik önlemlerdir. Sık hıçkıran kişilerde bu birkaç değişiklik gözle görülür fark yaratır.
Hıçkırık, vücudun düzenli çalışan bir sisteminde kısa süreli bir aksama gibidir. Diyaframın ani kasılması ve ses tellerinin refleks olarak kapanması, birkaç dakika sürecek geçici bir rahatsızlık yaratır. Yavaş yemek, ani sıcaklık değişimlerinden kaçınmak ve sakin nefes almak çoğu durumda hem geçirmeye hem de tekrar etmesini önlemeye yeter.